EV SAHİPLİĞİ YETMEZ, SAHİPLENMEK GEREK

2026 UEC Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası, Avrupa’nın en iyi pist bisikletçilerini Konya’da buluşturdu. Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon; T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın koordinasyonunda, Spor Toto ve Türk Telekom’un ana sponsorluğunda, Konya Valiliği ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle Konya Velodromu’nda yapıldı.

Türkiye, bisiklet branşı adına tarihinde ilk kez bu ölçekte bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Bu yönüyle bakıldığında, şampiyona Türk sporu için önemli bir kilometre taşıydı. Konya’nın bisiklet kültürüyle öne çıkan bir şehir olması ve 2026 yılı için “Avrupa Bisiklet Kenti” ilan edilmesi de bu organizasyonu daha anlamlı kıldı. Üstelik yarışların, yalnızca üç yıl önce inşa edilen modern bir velodromda düzenlenmiş olması, altyapı açısından geldiğimiz noktayı net şekilde ortaya koydu.

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’nun vizyonu ve uluslararası ilişkileri, bu organizasyonun ülkemize kazandırılmasında belirleyici rol oynadı. Avrupa ve dünya bisiklet camiasıyla kurulan güçlü bağlar sayesinde, Konya’da böylesine prestijli bir şampiyonaya tanıklık ettik.
Ancak pistte izlediklerimiz bize başka bir gerçeği de açıkça gösterdi.

Almanya, Danimarka, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerin pist bisikletinde ne kadar ileri seviyede olduğunu görmemek mümkün değildi. Sporcuların teknik kapasiteleri, yarış temposu ve organizasyon kültürü, bu ülkelerin neden yıllardır zirvede olduklarını bir kez daha ortaya koydu. Tam da bu noktada sormamız gereken soru şu: Türkiye bu tablonun neresinde?

Bisiklet, sürdürülebilir altyapı, sabır ve uzun vadeli planlama isteyen bir branş. Ancak yeterli desteği bulamayan federasyonun, bisikletin kalbi olarak görülen Konya’da çok daha güçlü ve sistemli çalışmalar yapması gerektiği ortada.

Organizasyonun sahiplenilme boyutuna geldiğimizde ise tablo maalesef eksik kaldı. Rekorların kırıldığı, kazaların ve sakatlıkların yaşandığı, gözyaşlarının sevinç çığlıklarına karıştığı böylesine büyük bir şampiyonada, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına tribünlerde bir temsilci görememek ciddi bir eksiklikti. Ev sahibi bir ülke için bu görüntü kabul edilebilir değildi.

Bir diğer dikkat çeken nokta ise tribünlerdi. Konyalı sporseverleri beklenen yoğunlukta göremedik. Görüştüğümüz birçok kişi, velodromun şehir merkezine uzaklığından yakındı. Bu da bize, büyük organizasyonların yalnızca tesis yapmakla değil, ulaşım ve tanıtım planlamasıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Bu noktada, şehre yeni atanan Gençlik ve Spor İl Müdürü Muzaffer Çintımar’ın organizasyona yaklaşımı olumlu bir tablo çizdi. Çintımar, işin ciddiyetinin ve öneminin farkında olarak her gün salondaki yerini aldı ve süreci yakından takip etti.

Sözün özü şu: Türkiye, bu tür büyük organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek güce sahip. Ancak mesele yalnızca ev sahipliği yapmak değil; branşlara gerçekten sahip çıkmaktır. Eğer altyapıyı, seyirciyi, tanıtımı ve sporcu gelişimini aynı ciddiyetle ele almazsak, bu organizasyonlar sadece takvim yapraklarında kalan birer “ilk” olarak kalır.

Yazara Ait Diğer Yazılar >>