HALK MI SİYASET Mİ?

HALK MI SİYASET Mİ?

 

Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel, geçtiğimiz günlerde, tarihi bir karara imza attı..

Yarım kalan ve şaibeli olan iş merkezi binasını Sağlık Bakanlığı’na 25 yıllığına devretti..

Karar, Etimesgut için bir devrim niteliğinde idi..

Bu karar, esnafların olduğu gibi, vatandaşların da tepkisini çekebilirdi..

Bu karar, muhalefet Meclis üyeleri tarafından da kabul görmeyip, eleştiri üstüne eleştiri de yapılabilirdi..

Bu karar, son anda ters de tepebilirdi..

Ama bunların hiçbiri olmadı..

Belediye meclis üyeleri, oy birliği ile yetki verdi Demirel’e..

Vatandaş, “Etimesgut’ta sağlık sorunun çözüleceğine inandı” ve destek verdi Demirel’e..

Esnaf, zaten sinek avlıyordu, böyle bir iş merkezinin kendilerine büyük zarar verebileceğini düşünerek, hastaneye dönüştürülmesinden memnun olduğu için destek verdi Demirel’e..

Belediye’de grubu bulunan Ak Parti, MHP, CHP meclis üyeleri de muhalefet etmedi ve yetki verdi Demirel’e..

............................

Değerli okurlarım..

Dünya’da sağlığın yerini, hiçbir şey tutamaz..

Sağlığınız olmadığında, paranız olmuş, malınız olmuş neye yarar..

Bir şey yiyemediğinizde, içemediğinizde, gezemediğinizde, arabanıza binip, şööyle bir tur atamadığınızda yaşamanın da fazla bir önemi olmaz..

Ben bunları yaşadım..

Allah kimseye yaşatmasın..

Bu nedenle, Etimesgut’taki mevcut Devlet Hastanesi’nin köhne bir binada ve yerde hastaları kabul etmesi düşünüldüğünde, 200 yataklı olarak başlatılacak olan ve 400 yataklıya kadar çıkabilecek, içerisinde araştırma merkezlerine kadar insanlık adına her türlü faaliyetin yürütüleceği bir hastanenin önemi daha iyi anlaşılır kanısındayım..

Hastane, kısa süre içerisinde    bitirilecek ve hizmete sunulacak..

Şimdiden bölge halkına hayırlı uğurlu olsun.

.....................

DEMİREL: ELİMİ

TAŞIN ALTINA  KOYDUM

 

Enver Başkana soruyorum;

- Aldığınız karar siyasi bir risk değil miydi?

“Evet büyük bir risk aldım..

Ben, Etimesgut’ta doğdum, Etimesgut’ta büyüdüm.. Çamurunu çiğneyip, tozunu yuttum..

Bütün ailem, arkadaşlarımın, dostlarımın çoğu Etimesgut’ta yaşıyor.. Sorunlarını çok iyi biliyorum.. Bunlardan en önemlisi ise sağlık sorunu idi.. Sizin de bildiğiniz gibi, sağlık çok önemli.. Elimi taşın altına koymam gerektiğine inandım ve koydum. Önce milletim, sonra partim, sonra ben ilkesi ile hareket ettim. Korkulan olmadı ve sağduyu sahibi vatandaşlarım ve siyasiler, bize tam destek verdiler.

Emeği geçen herkese teşekkür   ederim”

ALLAH RIZASI VE

HALKIM İÇİN YAPIYORUM

 

- Bu durumdan muhalefet de kendine pay çıkaracak?

“Hiç önemli değil.. Doğru yapılan, halkın yararına olan bir karara hep birlikte imza attık.. İş Merkezi inşaatında mücadelemi herkes biliyor..

Etimesgut Belediyesi’ne maddi-manevi çok şey kattık. Yolsuzlukları, usulsüzlükleri ortaya çıkardık.. Biz, Allah rızası için, halk için çalışıyoruz. Allah her şeyi görüyor, biliyor.. Vatandaşımız da bilir, görür..” derken, huzurlu görünüyordu.

--------------------------

 

KARAKOÇ’A BAŞBAKAN VEFASI

 

Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Sincan’daydı..

Sincan’a geliş sebebi, ne vatandaş, ne Belediye, ne siyasetti..

Ziyaretinin sebebi, yakında kaybettiğimiz, ünlü şair-yazar, ağabeyimiz Abdurrahim Karakoç’un ailesine taziye ziyareti idi..

Ülkenin yoğun gündemi arasında, Abdurrahim Karakoç’u unutmadığı için, Başbakanımızı tebrik ederim..

............................

O Abdurrahim Karakoç ki, vatan, millet, bayrak sevdalısı bir insandı..

O Abdurrahim Karakoç ki, manevi  değerlerine bağlı, örf ve adetlerini en iyi yerine getiren bir kişiliğe sahipti..

O Abdurrahim Karakoç ki, sözü, özü bir, sohbeti dinlenir, feyz alınan bir zat idi..

Hani sazı eline aldığı zaman kendini kaybedercesine tellerine vuran, tellerden nağmeler döktüren aşıklar var ya, Abdurrahman Karakoç da, aldığında kalemi eline, adeta saz çalarcasına sanatçı ruhuyla sıralardı  dizeleri..

Sevmesini biliyordu Karakoç..

 

Mihriban şiirinde;

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

 

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor

Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.

 

Diyerek, ayrılığı ölüme tercih ediyor, lambada alevi üşütüyor, titretiyordu..

 

O Abdurrahim Karakoç ki, cesur, mert, sözünü, gözünü budaktan esirgemeyen, herşeyin Allah’tan geleceğine inanan;

Akıl dağlara kaçmış,

fikir ne yapsın beyler?

Küfür dünyayı sarmış,

zikir ne   yapsın beyler?

Zengin hem vatandaşı,

hem devleti soyarsa

Makul bir cevap verin,

fakir ne yapsın beyler?

derken, soyguncuların, vurguncuların devleti soyduğunu, fakirin fukaranın çaresizlik içerisinde kaldığını ifade ediyordu..

Korkusuzluğunu ise;

Ham ervahta her zaman endişe var, evham var

Benimse insanlığa, adalete sevdam var

Varsın gökler gürlesin, varsın şimşekler çaksın

Hak bildiğim hususta ne korkum ne pervam var.

Dizeleri ile adalete, insanlığa sevdalı olduğunu belirtiyordu.

Abdurrahim Karakoç’un dizelerinden, İsrail de nasibini alıyordu;

Yine kuduz it gibi saldırıyor İsrail

Kadın-çocuk demeden, öldürüyor İsrail

Dayısı Amerika her zaman arkasında

Dişine kan değdikçe çıldırıyor İsrail. 

Abdurrahim Karakoç, maddiyata hiç önem vermeyen, şandan, şöhretten uzak yaşamayı seven, evini ise Sincan Fatih’ten taşımayan vatan evladıydı..

Allah, rahmet eylesin..

Sevenlerine, ailesine sabır ve metanet dilerim.

.................

..Evet.. Çok değerli bir ağabeyimizi sessiz sedasız kaybettik..

ŞİMDİ SİNCAN BELEDİYESİ’NE BİR ÖNERİM VAR:

ABDURRAHİM KARAKOÇ ismi, bir parkta veya bir sokakta yaşatılsın..

Yaşatılsın ki, sağlığında bazı kesimler tarafından değeri bilinmeyen Abdurrahim Karakoç’a, ölümünde hak ettiği değer verilsin.

Yazara Ait Diğer Yazılar >>