Majiskül şehrin Miniskül başkanı mı?

Majiskül şehrin Miniskül başkanı mı?

Yoğun kar ve soğuk bütün yurdu etkisi altına alırken, mega kent İstanbul ve İstanbul’da yaşayanlar, adeta esaret hayatı yaşadı...

Meteorolojinin günler öncesi uyarılarına rağmen, İstanbul’da tedbirlerin yeterince alınmaması, 20 milyon nüfusa sahip olan mega kentte insanlar donma tehlikesi geçirdi, araçlar birbirine girdi, hastalar, hamileler ambulanslarla yollarda kalırken, araçların içerisinde saatlerce mahsur kalan vatandaşlar zor anlar yaşadı.

Bunlar yaşanırken, dünyanın birçok ülkesinden büyük olan megakent İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun,  alınan veya alınacak tedbirleri yakından takip etmesi için halkının yanında olması gerekirken, Sarıyer’deki bir lokantada, İngiltere Büyükelçisi Dominick Chileott ile karşılıklı balık yemesi, kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.

Sayın İmamoğlu’na sormak gerekir;

Seçimlerde büyük bir farkla Belediye Başkanı olmanızı sağlayan, hatta Cumhurbaşkanı seçimlerinde seni aday göstermek isteyen vatandaşlar, zor şartlar altında kar ile, soğuk ile cebelleşirken, senin balık lokantasında keyf çatman doğru bir davranış mı?

Hiç mi partililerinden bir uyarı gelmedi Sayın İmamoğlu...

Vicdanen  ve  siyaseten yanlışlığını, söyleyen hiç olmadı mı?

Yanlış yapıyorsun Sayın İmamoğlu...

Bu ilk yanlışınız değil Sayın İmamoğlu...
İstanbul’u sel bastığında da Bodrum’a tatile gittiğinizi vatandaş unutmadı...

Büyük şehrin, küçük başkanı değil, mega şehrin büyük başkanı olmanı tavsiye ederim.
Bu davranışının size büyük puan kaybettirdiğini hatırlatmak isterim...

EŞEK KİM?
“Deh” dersin gider...
“Çüş” dersin durur...
Yüklersin çuvalları sırtına, taşır...
Yağmur demez, çamur demez...
Soğuk demez, sıcak demez...
Kuru saman verirsin, “Hayır” demez...
Yüzü güzel, gözü güzel...
Bu nedir?
Merkep... Yani, diğer adıyla eşek...
........
Pekiii... Karda, dondurucu soğukta bu güzelim hayvanı dışarda bırakan kim?
Van’da 4 güzelim hayvanın ayakta donarak ölmesine sebep olan kim?
Bu kişi veya kişilere “eşek” denmez de ne denir?
Yok yok...
Hafif söyledim...
Bunlara eşek demek hafif gelir...
Bunlar, olsa olsa EŞEK OĞLU EŞEKTİR... Yani, EŞŞOĞLUEŞEK’tir...

BÜLENT ERSOY VE ŞEMSİYE
Geçtiğimiz günlerde Anıtkabir’de yaşanan görsel medya ve sosyal medyada günlerce tartışılan, konuşulan olayı biliyorsunuz.
Hatırlamayanlar için kısaca bahsedeyim...

Diva diye adlandırılan Bülent Ersoy, Anıtkabir’i ziyarete gider... Tekerlekli sandalyede olduğundan, yardımcıları vardır... O esnada yağmur yağar... Bir asker, şemsiye elinde, Bülent Ersoy’u yağmurdan korumak için şemsiyeyi tutar...
Tabii bu hareket, olay olur...
Kimilerine göre, askerin şemsiye tutması yanlış, kimilerine göre de, yaptığı insani bir davranış...
Bunun üzerine, soruşturma açılır ve Anıtkabir Komutanı ile asker görevlerinden alınır...
Benim üzüldüğüm taraf, Anıtkabir Komutanı ve orada bulunan asker...
Bu arada şunu söylemeden geçemeyeceğim...
Bülent Ersoy’un sesini çok beğensem de, karakterini, davranışlarını hiç beğenmem, sevmem, hep tenkit ederim.
.............
Bizim askerimiz, vicdanlıdır...
Bizim askerimiz, merhametlidir...
Bizim askerimiz, yardımseverdir...
Bülent Ersoy’a yaptığı bu hizmetten dolayı kendisine hiçbir maddi-manevi imkan sağlanmayacaktır...
Şimdi soruyorum;
Şemsiyeyi tuttuğu kişi Bülent Ersoy olmasaydı da engelli veya yaşlı birisi olsaydı ne olurdu;
Aynı tepkiler gösteriler miydi?
Yorumu size bırakıyorum...

Yazara Ait Diğer Yazılar >>