MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER

Sincan’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenleri..

Her yıl olduğu gibi, Lale Meydanı’nda yapıldı..

Buraya kadar tamam..

Ancak, burada bir eksiklik vardı..

Sincan’ın en büyük mülki amirleri Kaymakam Ufuk Seçilmiş ile Belediye Başkanı Doç.Dr.Mustafa Tuna katılmadı.. (Seçilmiş, törenin ardından gelerek, gösterileri izledi).

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından, alınan karar gereği, İlçe Spor Müdürü ve bir grup öğrenci, Atatürk Anıtı’na çelenk koydu..

Siyasi partilere çelenk koydurulmadı..

Sivil toplum kuruluşları da çelenk koymaktan mahrum edildi..

Ya geçmişte olduğu gibi günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, şiirler, şarkılar?

Hiç biri yoktu..

Törenlere CHP dışında hiçbir parti katılmamıştı.. Onlar da, arka sıraları tercih ettiler..

Burada bir parantez açmak gerekiyor;

(CHP, anıta saat 9.30’da çelenk koymak istedi, alınan karar gereği engellendi.. MHP yöneticileri ise Ata’ya çelenk koydurulmamasını protesto amaçlı programa katılmadıklarını belirttiler.)

Geçmişte stadlarda, görkemli olarak yapılan, gençlerimizin spor hareketleri, şarkıları, türküleri, gösterileri yoktu..

.............................

Etimesgut’ta ise, Sincan’ın aksine, coşkulu bir 19 Mayıs törenleri yaşandı.. Hem gündüz, hem akşam..

Gündüz, protokolun tamamı oradaydı..

Akşam ise, Etimesgut Belediyesi’nin düzenlediği Oğuz Yılmaz konseri ile coşku doruğa tırmandı..

Öyle ki, sicim gibi yağmur dahi coşkuya gölge düşürememişti..

Başkan Enver Demirel de, korumalarının şemsiye tutmasını engellemiş, “Benim hemşehrilerim bu coşkuyu yağan şiddetli yağmura rağmen yaşıyor, alanı terketmiyorsa, ben de onlarla birlikte ıslanırım ” demişti..

Demirel, siyasilere ince bir mesaj da göndermeyi ihmal etmedi ve “Halkla bayram coşkusunu kutlayalım diyen siyasiler neden bu bayram kutlamasında yok. Biz, milli ve dini bayramlarda, hep halkın içindeyiz, hep iç içeyiz” dedi.

............................

Değerli okurlarım..

Bir milleti millet yapan, manevi ve milli değerlerdir..

Manevi değerlerimiz, Kurban Bayramımız, Ramazan Bayramımız, kandillerimiz, akraba bağlarımız, örf, adetlerimiz, namusumuz, ahlakımız, şerefimiz, haysiyetimizdir..

Bu değerler yok edildiğinde, milletimiz, çözülür, dağılır, yok edilir..

Başka milletlerin adeta kölesi oluruz..

Milli değerlerimiz ise;

Atalarımıza saygı, gençlerimize ve çocuklarımıza şefkat, vatan ve bayrak sevgisidir.

19 Mayıs Atatürk’e saygı, Gençlik ve Spor Bayramı da onlardan biridir..

Atatürk’ün, “Geçmini bilmeyen, geleceğe yön veremez” sözünü hatırlayalım..

Mehmet Akif’in İstiklal Marşımız’da yer alan;

Bastığın yerleri "toprak!"  diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Mısralarını hatırlayalım..

Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirindeki;

“Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.”

Mısralarını hatırlayalım..

Bu gidişle;

30 Ağustos Zafer Bayramı’nı da kaldırmaya çalışacaklardır..

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı da kaldırmaya çalışacaklardır..

..Ve bu gidişle;

“Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın tek bayramı olan  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da kaldırmaya çalışacaklardır..

Şunu belirtmeliyim ki;

Bütün bayramlar kaldırılsa da;

Milletimizin, insanımızın yüreğindeki milli, manevi duygular yok edilemeyecektir..

Vatan sevgisi, bayrak sevgisi, insan sevgisi hiçbir zaman yok edilemeyecektir..

-------------------------------

 

İZLERKEN ANLAMAK

 

10-16 Mayıs tarihleri engelliler haftası idi..

Belediyeler, engelli okulları ve birçok kuruluş etkinlikler düzenledi.. Ben de bunların çoğuna katılma fırsatı buldum..

Engelliler, birbirinden güzel oyunlarla, şiirlerle adeta gönüllerde taht kurdular.

Engellerine rağmen, o kadar güzel gülüyorlardı ki, engellerini unutmuş, hayata sımsıkı yapışmış, “Ben de insanım.. Benim de duygularım var.. Ben de yapabilirim” der gibiydiler..

İşitme engellilerin folklör gösterileri ise büyüleyiciydi..

Müziği duymamalarına rağmen, hocalarının işaretleri ile müziğe ayak uydurmaları beni çok mu çok duygulandırdı..

........................

Değerli okurlarım..

Başlığı “İzlerken anlamak” olarak koydum..

Sebebi ise;

İzleyenlerin birçoğu sadece oyunları, oyun gibi izlediler..

Ancak, ben yaşayarak izledim..

Gözlerim onlarda, kafam, geçtiğimiz bir yılda..

Ben de onlar gibi engelli kalabilirdim..

..ve o günleri yaşadığım için, nerede bir engelli görsem, hemen yanına gider, sıkıntılarını, dertlerini, sorunlarını dinler, elimden geldiğince destek olmaya gayret gösteriyorum..

Allah kimseye yaşatmasın, ama yaşamayan onların sorunlarını hiç bilmez, anlamaz..

Ayağım yere basıp yürümeye başladığımda, kaldırımların yüksek olduğunu farkettim..

Araçların, yol vermediklerini farkettim..

Bankada sıra bekletildiklerini farkettim..

Bazı insanların, acıyarak baktıklarını farkettim..

..Ve VEFASIZLARIN NE KADAR ACIMASIZ OLDUKLARINI FARKETTİM..

Allah’ıma şükürler olsun ki, şimdi dimdik ayaktayım..

Yürüyorum, koşuyorum..

Yazıyorum, çiziyorum..

Gülüyorum, oynuyorum..

Yeniden top oynayacağım günleri iple çekiyorum..

Tüm insanlara sağlık, mutluluklar diliyorum..

 

KISSADAN HİSSE –

SOBADAKİ HİKMET

 

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır.

Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir.

Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi;

"Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş";

Jeolog,

"Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış";

Matematikçi,

"Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış";

Antropolog,

"Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş".

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir:

- "Boru yetmedi."

 

ÖNEMLİ NOT

 

Değerli okurlarım..

“Sizin gazeteniz” diye yola çıktım..

“GERÇEK HABER, insanların gözü kulağı, sesidir” dedim..

“Objektif yayıncılığımızdan ödün vermeyeceğiz” dedim..

“Okurlarımıza doğru haberler vereceğiz” dedim..

“Hiç kimseye sırtımızı yaslamayacağız, kimsenin maşası olmayacağız” dedim..

“İyiye iyi, doğruya doğru, kötüye kötü,  yanlışa yanlış diyeceğiz” dedim..

“Korkmadan, yılmadan GERÇEKLERİ kamuoyuna duyuracağız” dedim..

“Sağlık köşesiyle, hukuk köşesiyle, mali müşavir köşesiyle, her kesimi aydınlatacağız” dedim.

“Hiç kimseye şantaj yapmayacağız, belden aşağı vurmayacağız” dedim..

Dediklerimi de yaptığıma inanıyorum..

Sizlerden gelen güzel tepkiler de, bana daha çok şevk veriyor..

Bundan sonra da böyle olacak..

..............................

Değerli okurlarım..

Bunları neden tekrar ettim, onu açıklayayım;

GERÇEK HABER GAZETESİ, sizlerin teveccühünü kazanınca, bazı şahıslar, gazetenin adını ve şahsımın ismini kullanarak, bazı yerlerden isteklerde bulundukları kulağıma geldi..

Şu konuyu herkesin bilmesini isterim.

GERÇEK HABER GAZETESİ’nde yayınlanan tüm haberlerden, BEN SORUMLUYUM...

Sizler, benim fahri muhabirlerimsiniz..

Bölgenizde, mahallenizde güzellikleri de gönderebilirsiniz, yapılması gerekenleri de..

Bana mail atmanız kafi..

omeruzungercek@hotmail.com

Tel: 276 91 11

Yazara Ait Diğer Yazılar >>