ÜLKEMİZİ TANIYALIM

ÜLKEMİZİ TANIYALIM
(Kültür ve Tarihimize Sahip Çıkalım)
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Medya Kültür Sanat ve Turizm Buluşmaları çerçevesinde düzenlediği programda, çeşitli illerden gelen medya mensupları ile bir araya gelme fırsatım oldu.

 

Önce, Nevşehir… Kırşehir…

Sonra Aydın…

Daha sonra ise, Peygamberler Şehri Diyarbakır…

Yarın da kısmetse Hatay’a yolculuk…

Trabzon’la proje şimdilik sona erecek…

Bu projenin amacı, illerimizi, medya aracılığı ile halka tanıtmak…

Gittiğimiz tüm illerde gördüğümüz, tanık olduğumuz kültürel ve sanatsal değerlerimizi, elimizden geldiğince  görsel ve yazılı basınla duyurmak…

 

Değerli okurlarım…

Ülkemiz, batısından, doğusuna, kuzeyinden güneyine kadar, buram buram tarih kokuyor… İnsanlık adeta ülkemizde kurulmuş…

 

Size, Diyarbakır’dan bahsetmek istiyorum…

Şimdiye kadar, benim eksikliğim olduğunu kabul ederek, hiç görmediğim Diyarbakır’dan…

Gidip görmeyenler, Peygamberler Şehri olan Diyarbakır’ı Doğu’nun sıradan bir şehri olarak görür...

Ancak gidip gördüğünde, Doğu’nun Paris’i olduğu gerçeğini görecekler…

Sur’larıyla, Dicle nehri üzerindeki 10 gözlü köprüsüyle, Sur Camisi’yle, Süleyman Camisi’yle, Ulu Camisi’yle Kalesiyle, Eğil Barajı’yla, Kur’an-ı Kerim’de adı geçen Peygamberlerin türbeleriyle, 4 ayaklı minaresiyle, kendine has yemekleriyle ve sayamayacağım kadar kültür hazineleri olan bir Şehir Diyarbakır…

 

Diyarbakır’ı en ince detayları ile gezdik, gördük…

Halkı, cana yakın, misafirperver, sıcakkanlı…

Kültür ve Turizm Bakanlığı Daire Başkanı Sanem Arıkan, her gezide programda yer alarak, bizleri yalnız bırakmadı…

Alçak gönüllü, sevecen, konusunda uzman olan Sanem Arıkan’ın konuşmasındaki bir cümle dikkatimi çekti ve takdir ettim..

 

“Biz birbirimizi tanısak, birbirimizi daha çok severiz”

 

Evet…

Birbirimizi tanımalıyız…

Birbirimizi sevmeliyiz…

Bunun için de fırsat buldukça, gezip görmkeliyiz… İnsanlarla konuşmalıyız…

10 Gözlü Köprü üzerinde davul-zurna çalan gençleri gördüğümüzde, “Haydi halaya” dedik…

Bir de ne görelim, sadece bizim arkadaşlar değil, tüm halk da halaya katılarak kol kola girdi…

Davulun tokmağı indikçe, coşuyorlardı…

“Ne güzel görüntü yarabbim…” dedim…

“İnsanları kötü yapan, yine ard niyetli insanlardır” dedim…

Diyarbakır’ı gezerken, halkı ile de konuşma fırsatım oldu…

Düşüncelerini sordum…

Yaşla amcaya;

“Türkiye’ye mesajın nedir” diye sorduğumda;

“Tayyip Erdoğan’a selam söyleyin… Onu çok seviyoruz” diye başladı sözlerine…

11-12 Yaşlarındaki çocuğa sorduğumda ise, aynen onun şivesiyle;

“Daga çıkacağım” diyebiliyordu…

“Neden?” diye sorduğumda ise, cevabını veremiyordu…

Tabii doilimizin döndüğünce anlatıyorum, yumuşuyor ve yumuşamış gibi görünüyor…

Değerli okurlarım…

Terörü durdurabilmek için, bu gençlerin eğitimine çok ihtiyaç var…

Onların beyni taze…

Ne verirsen onu alır…

Gençlere eğilelim…

Onlara gerçekleri anlatalım…

Terörün, kinin, nefretin kimseye fayda sağlamayacağını anlatalım…

Bu ülkenin hepimizin olduğu gerçeğini vurgulayalım…

Türkiye Cumhuriyeti’nin hepimizin olduğunu belirtelim…

 

Bizlere bu fırsatı veren Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Kültür Sanat Muhabirhleri Derneği’ne sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar >>